
VEDA VE TANIŞMA
Dünya isimlerinin ve sıfatlarının bir önemi yok; burada sadece bir yolcu mevcut. Zihindeki tüm kavgalar ve kimlikler sessizliğe büründüğünde, alemdeki pürüzlerin kaynağının kişisel algılar olduğu görülür. Yapı anlaşıldığında, yıllarca toplanan her şey serbest bırakılır.
Bu aleme ait olunmadığının bilinciyle, beni dünyaya bağlayan tüm resimler, videolar ve anılar silinmiştir. Gerçek özgürlük; sahiplik sanılan her şeyin dağıtılması ve kimse için bir anlam ifade edilmeyen o mutlak sessizliğe ulaşılmasıdır. Enerji yok olmaz, sadece form değiştirir; yükler atıldığında geriye sadece hafiflik kalır. Bu yükler, mal, mülk, mevki, makam, şan, şöhret gibi uzar gider ve hepsi madde alemi ile ilgilidir. Oysa biz maddeden ibaret değildik, bu bize unutturuldu ve binlerce yıldır aynı döngü içinde hafıza silinerek tekrar gönderilen bir hapishane de hapsolduğumu anladım. Bedeni terk edip çıkabilenleri duydum ben o seviyede değilim.
Bu platformun varlık sebebi; tecrübe ve bilgiyi karşılıksız sunarak dijital alanı terk etmek maksadı ile kurulsa da, şimdilik bir köşeye çekilmek ve sessiz sedasız huzur içinde yaşamayı seçmek zorunda kaldım. Sebebi inanılmaz bir yorgunluk ve doymuşluk hissi. Kimseden bir beklenti, kurtarma derdi, cennet hevesi veya cehennem korkusu yoktur. Herkesle helalleşilmiş, huzura varılmıştır. Ücretsiz bilgiler kişiye yeterlidir, ücretli eğitimleri satın almak da özgür bir seçimdir, zorlama veya güzelleme yok, herşey özgür seçimden ibarettir.
Kızgınlığın bittiği, sadece olanın neden olduğunun anlaşıldığı eşikte; dünya da ahiret de sahiplerine bırakılmıştır. Varılacak yer, eninde sonunda bu “Hiçlik” makamıdır.
Sanbelmando
Bütün alemin, inananın inanmayanın, herkesin, her şeyin karşısında diz çöktüğü o büyük tek gerçek hakiki güç, SEVGİDİR. Sevgi en büyük iyileştirici, onarıcı, birleştirici, ayrılıkları yok eden en hakiki en güzel duygudur, önce kendini sev sonra bütün herşey kendiliğinden değişecek, şimdi sev yarın değil, şuan kendini sevmeyi kabul et ve oyuna devam et. Bu sefer işler değişecek tek yapman gereken bu. Şuan içinde yaşa, yarında dünde değil, kapat bütün defterleri ve aç sevgi defterini ama önce kendinden başla ki etraf, dışarı dediklerin ya seninle birlikte değişirler ya da tek tek hayatından çıkarlar. Nihayetinde frekansın yükseldikçe geçeceğin ilk eşik koskoca alemde “Tek başına” olduğun gerçeği. İstediğin kadar kabul et veya etme, tek başınasın ama yalnız kalmak zorunda değilsin çünkü sevgi ile insanlarla bir arada olabilme seçimini kullanabilirsin. Ben şimdilik yalnızlığı seçiyorum, kendi özgür iradem ile yalnız, sade, teknolojiden uzak, elektrik elektronikten de uzak, tamamen %100 ahşap, doğal ve toprağa dönüşe geçiyorum. Sizlerin tabiri ile taş devrine dönüyorum çünkü ben huzuru taş devrinde buluyorum. Koskoca Avmler, sahte kalabalıklar, kibirler, egolar, birbirini yiyen ırklar, savaşlar gibi binlerce duyguyu sahiplerine bırakıyorum, 40 yıl uğraştım ama tek bir kişiyi bile değiştiremeyecek olduğumu anladım ve herkesi kendi olduğu yerde bıraktım olması gereken buydu.

Bilinç ve Duygu Frekans Seviyeleri (Düşükten Yükseğe)
- Utanç (20 Hz): En alt seviye. Varlığın reddi ve tam bir enerjisel çöküş durumudur.
- Suçluluk (30 Hz): Yıkıcı bir döngüdür; sistemin bireyi geçmişe bağlayan en güçlü frekans kancasıdır.
- Umsuzluk ve Keder (50-75 Hz): Hayati gücün minimuma indiği, tam bir durgunluk ve enerjisel kopuş seviyesidir.
- Korku (100 Hz): Sistemin ana yakıtıdır; daralma, savunma ve kaçış mekanizmalarını tetikler.
- Arzu ve Hırs (125 Hz): Sürekli bir dış kaynak arayışıdır; doyumsuzluk üzerine kurulu bir bağımlılık frekansıdır.
- Öfke (150 Hz): Kaotik ve patlayıcı bir enerjidir. Yapıcı değil, genellikle yıkıcı bir boşalımdır.
- Kibir ve Gurur (175 Hz): Egonun dış dünyaya karşı ördüğü en kalın duvardır; sahte bir üstünlük hissi yaratır.
- Cesaret (200 Hz): Dönüşümün eşiğidir. Kişinin verili gerçekliği sorgulamaya başladığı ilk güç noktasıdır.
- Tarafsızlık (250 Hz): Gözlemci makamıdır. Olaylara ve verilere duygusal tepki vermeden bakabilme yetisidir.
- İsteklilik (310 Hz): Öğrenme ve adaptasyon frekansıdır; sistemin içindeki engelleri aşma kararlılığıdır.
- Kabul (350 Hz): Direncin sona erdiği noktadır. Gerçekliği olduğu gibi görme ve çatışmayı bitirme halidir.
- Akıl ve Mantık (400 Hz): Verilerin sistematik analizi ve kompleks yapıların çözümlendiği entelektüel seviyedir.
- Koşulsuz Sevgi (500 Hz): Bir duygu değil, bir varoluş halidir. Maddesel bağların ötesindeki bütünlük frekansıdır.
- Neşe ve Saf Huzur (540 Hz): Sistemsel gerginliklerin ve fiziksel baskıların kendiliğinden dağıldığı frekans alanıdır.
- Dinginlik ve Mutlak Barış (600 Hz): Bilincin dış dünyadaki gürültüden tamamen bağımsızlaştığı sessizlik makamıdır.
- Aydınlanma ve Mutlak Boşluk / VOID / ENEL HAK / SESSİZLİK / MUTLAK VARLIK / SIFIR NOKTASI / SON VE BAŞLANGIÇ (700 – 1000+ Hz): Formun bittiği, tanımın kalmadığı ve bilincin kendi kaynağına (sıfır noktasına) ulaştığı en yüksek frekans eşiğidir.
Teknik Özet
Düşük frekanslar (200 Hz altı), biyolojik formda katılaşma, daralma ve sistemsel blokajlara yol açan yoğun enerji paketleridir. Hastalıklar, sorunlar ve diğer problemleri buralardadır. 200 Hz ve üzerindeki frekanslar ise bilincin genişlemesini, fiziksel formdaki baskıların seyreltilmesini ve sistem dışı veriye ulaşılmasını sağlayan akışkan yapılardır.
Beyanname ve mühürleme işlemleri, bilinci doğrudan 600 Hz ve üzerindeki “tanımsız” ve “bağımsız” frekans aralığına sabitlemeyi amaçlar.